Son Yazı, Kasım : Aylık Kitap Kırpıkları

 

Bu ay için yazı yazmak yerine, yeni yazdığım bir şiiri eklemeyi tercih ettim.  Seveceğinizi umuyor ve mutlu günler diliyorum.

 

 

 

10 KASIM

"Ağlama çocuk!.." dedi bana.
Başım önde
kaçamak bakıverdim ki 
     buğulanmış masmavi.
Bilmiyorum bana mı 
daha çok üzüldü
     yoksa emeklerine mi bu ülke için?

"Hiç güldüremediler mi seni çocuk?” diye sordu.
“Yoksa…yoksa
hala örseleyenler mi var 
     benim güzel vatanımı?”

Daha çok ağladım.
Utandım.
“Utanma çocuk!..” dedi
     “Vatan için ağlamak ayıp değildir.”

Sustu bir süre.
Martılar uçuyordu gözlerinde.
Kıyamadı…
Ama ben anladım.
Ak dağlarda yankılanırdı 
Söyleyebilseydi eğer sözleri :
"Ben ağlayın diye değil
sahip çıkın diye
      emanet ettim size Cumhuriyeti!"

Haksız mı?
Biricik yavrun 
mezarının başında
yıkılmış halde yardım istese
ve başaramadım,
     ne yaptıysam olmadı dese?

Dese ki :
“Yetersizlere emanet edip durdum
kanla kazanılmış 
topraklarımın idaresini,
aklımı kiraya vermeyi seçerek
başkalarının kötü niyetlerine
     heba ettim geleceğimi.” dese

Ne yaparsın, söyle?

Adaletin terazisinde 
paralanmaz mı gümüş kanatları
     beyaz güvercinlerin?
Mihenk taşı kırılmaz mı,
nerede kalır erdemleri
    evrensel değerlerin?

İşte yazıyordu yine baş öğretmen,
ama buruk bu kez…
Hoyratça katledilmiş 
ağaçlardan kalemini batırarak
kurumaya yüz tutan 
Türkiye’min ırmaklarına
çölleştirilmiş ovalarına,
    İthal samanlara…
İnsanlık tarihinin beşiği Anadolu’mu
üç kuruşluk çakma tohumlara 
mahkum edenlere,
mülkünü
    beş paralık çıkarlara satanlara.

“Ak kaşık değildir hiç kimse,
çünkü yaşayan hata yapar yaşadıkça :
Kızdığı şeyler kadar küçükken
     büyüktür hata yaptığı şey kadar insan.
Kötü niyetlidir ya da aptal
İş yerine hataya bakan ;
su katılmamış alçaktır
ölmüş bir insanın ardından
      fütursuzca konuşan.”

“Ben, size hep akıl ve bilim yolunu önerdim :
Akıl, irfanın oltası ; bilim ise refahın sultasıdır.
İnsanoğlu, evreni anlayabildiği ölçüde anlayacaktır kendini :
Çünkü, insan iki kulağının arasındaki mesafe kadarıyla tanımlar evreni.
      Umutsuzluk aptalların işidir, zeka ise yaratır geleceği.
Yatağın sıcaklığına kanma, ayağa kalk 
ve çalıştır bedenini.
Unutma!.. Senin adına hiç kimse bir şey yapmaz,
rehavete kapılma elde ettiklerinden

     ancak sen yaratabilirsin seni.
Ve son olarak,
kendi aklını kullanmayanlar, 
başkalarının akıllarının kölesi olurlar; 
üretmeyi bilmeyen milletler
        üretenlerin ürettikleri değerlerin altında kalırlar.”

Bugün 10 Kasım…
Sevdamız yeniden yeşerir bugün.
Keşke olabilseydi ama
kelimeler büyük değil
        minnetim kadar.

Bugün 10 Kasım…
Sevmek için anlamak
anlamak için de bilmek gerekir derler.
Zekanın varlığı uyumu kadardır evrene,
Aklın belirtisi ise ortaya konan yaratıcı çözümde
Olmayanı eleştirmek beyhude
        ancak salaklar gölgesinde yaşadığı ağaca kast eder.

Bugün 10 Kasım
Atatürk bir çınardır : 
Her kolunda ayrı bir devrim,
köklerinde ulusun geleceği yatar.
Kıymetini bilmezlere inat
        O çınarı her gün sevgi ve özenle sulayanlar var.